Benim Sözcüklerim (II)

Bazı sözcükler var. Ritmini sevdiğim, sesini, söylenişini beğendiğim, hep kullanıp anlamını bir yerlerde unutmuş olduğum, hep duyup merak ettiğim, anlamını bilmediğim sözcükler…
(kaynak: http://tdk.gov.tr)
(II)
fütur: Bezginlik, umutsuzluk, usanç: “
Bu hülya uzaklaştıkça ruhta zehirli bir fütur husule geliyordu.”-
H. C. Yalçın.
gayya: Cehennemde bulunduğu varsayılan bir kuyunun veya derenin adı. Gayya kuyusu: Karmaşık işlerin döndüğü yer veya çok çapraşık durum, gayya.
addetmek: Saymak “
Üftade artık meseleyi kapanmış addediyor
.”- A.İlhan.
perva: Çekinme, sakınma, korku “Islanmışın yağmurdan pervası mı olur?”- R.Ilgaz.
silsile: 1. Birbirine bağlı, birbiriyle ilgili şeylerin oluşturduğu dizi, sıra: “
Trende herkes uyuyor, uzun bir öksürük silsilesi ve bazı iniltilerden başka ses yok.
“- H. E. Adıvar. 2. Bilinen en eski atalardan yaşayan torunlara kadar aile sırası: “Kökten, silsileden, anadan, babadan, ecdattan asildi.”- Ö. Seyfettin.
tumturaklı: Anlama bir şey katmayan, bir anlam bildirmeyen ancak kulağa hoş gelen, gösterişli:”
Yüzlerce garson ve aşçı, adları tumturaklı aşlar pişiriyorlardı
.”- Halikarnas Balıkçısı.

tamamı için bkz.–> http://befeoglu.wordpress.com/tag/edebiyat/benim-sozcuklerim/

 

 

Yayınlandı: on 5 Ağustos 2007 at 7:01 am Yorumlar (0)

Benim Sözcüklerim (I)

(I)
(kaynak:
http://tdk.gov.tr)

canhıraş: Yürek paralayan, kulak tırmalayan, acı, tüyler ürpertici “Canhıraş bir feryat koparır koparmaz, ipek gömlekle odaya kendimi atmışım.”- S. M. Alus
iptidai: 1. İlkel. 2. isim, eğitim bilimi İlkokul
“Haşarı bir iptidai talebesinden akıllı, uslu bir hafız çıkmıştı.”-
R. N. Güntekin.
minval: Biçim, yol, tarz
muştu: Sevindiren haber, sava, müjde, erim, beşaret
nazire: 1. Karşılık olarak, benzetilerek yapılan davranış, söz. 2. edebiyat Başka bir manzume örnek alınarak aynı ölçü ve aynı uyakla yazılan şiir
“Yahya Kemal’e bayılıyor, boş zamanlarında onun rubailerine nazireler yazmaya çalışıyordu.”
- H. Taner.
şehla: Kusurlu sayılmayacak kadar hafif şaşı (göz)
“Çakır Emine’nin şehla olan gözünün tarafındaki yanağına elimin tersiyle tokadı yapıştırdım.”-
O. C. Kaygılı.
umarsız: Çaresiz bir biçimde, çıkar yolu olmaksızın
“… bir yalıya yaslanıp Sait için umarsız gözyaşları dökmeye vakit bulalım.”
- S. Birsel.
vebal: Günah
“Bu işin vebali vardır.”-
.

Yayınlandı: on 30 Temmuz 2007 at 7:06 am Yorumlar (0)